GELECEĞİ İNŞA ETMEK

Gelecek; İstanbul Aydın Üniversitesi’nde tartışılacak.

 

GELECEĞİ İNŞA ETMEK

Dünya ve insanlık her geçen gün değişmekte ve ilerlemektedir. Günümüzün teknolojisi, toplumu, ekonomisi ve bireyi bu değişimin kimi zaman yöneticisi kimi zaman ise sadece bir takipçisi olmaktadır. Geçmişte teknoloji olarak görülen telefon, matbaa bugünün insanı için geride kalmış, primitif örnekler olarak adlandırılmaktadır. Artık bireyler akıllı telefonlara, sokakta dahi istedikleri zaman ücretsiz olarak bağlanılabilen internete, akıllı otomobillere, yapay zekaya ve daha birçok teknolojiye ihtiyaç duymaktadır. Bu bağlamda değişen sadece teknik ya da araç değil insanın araca olan bakış açısıdır. Teknoloji, mal ve hizmetlerin üretiminde veya bu hedeflere ulaşmada kullanılan teknik, beceri, metot, işlev ve bilimsel araştırmaları kapsamaktadır. Aslında eskiden sadece araçsal gelişim olarak bakılan teknoloji kavramı artık, üretimi, araştırmayı, algılamayı ve toplumun değişimini de anlatmaktadır. Ülkeler arasındaki dönemimizin ayrımı teknolojiyi kullananlar ve üretenler olarak biçimlenmiştir. Tayvan, Güney Kore gibi ülkeler günümüzde teknolojik üretimi yapan güçler haline gelmiştir. Özellikle iki ülkenin temelde sadece bir takipçi rolüne sahip yapısı ve hatta halen Tayvan’ın pek çok ülke tarafından uluslararası alanda Çin’den bağımsız düşünülemeyen yapısı politik anlamda gücün yerine teknolojik gücün önem kazandığını göstermektedir.

Algılarda yaşanan değişim teknoloji ile birlikte enerji ve ekonomi alanında da farklılıklar yaşanmasına neden olmuştur. Özellikle küresel ısınma gibi bir riskin ortaya çıkışı insanların enerji teknolojilerinde ve sistemlerinde daha fazla gelecek odaklı beklentiler taşımasını sağlamıştır. Yeni enerji kaynağı bulma araştırmaları ve sürekli olarak doğaya dost enerji anlayışı enerji alanında derin değişikliklerin yaşanmasını zorunlu kılmıştır. Siyasi alanda çok fazla duyulan ‘’ Hedef 2023’’ lafı aslında politikadan çok değişimi ve geleceği biçimlendirmeyi anlatmaktadır. Türkiye’nin teknolojiyi takip edenden çok teknolojiyi üreten ülkeye dönüşme hedefi, geleceğe odaklı stratejik planlar yapılmasını gerektirmektedir. Türkiye’nin gelecek hedeflerinden biri 1000 megawatt’tan oluşan rüzgar enerjisi kapasitesini 20.000 megawatt’a çıkartmaktır. Aynı zamanda güneş enerjisine daha fazla ağırlık veren teknolojilerin kullanılmasıdır. Ülkemizin bu enerji değişimi ve geleceğe yönelik planlamalarda nerede yer alacağı, lider rolünde olması adına ne gibi atılımların yapılması gerektiği ise ciddi araştırmaları gerektirmektedir.

Gücün siyasetten ya da askeri sistemlerden teknolojiye, enerjiye ve en önemlisi eknomiye kaydığı günümüzde, zenginlik ve varlık anlayışının tartışılması gerekmektedir. Geçmişte altın külçelerinden, hükümdarı temsil eden damgalı sikkelerden, üzerinden önemli kişilerin yer aldığı banknotlardan günümüzde herhangi bir şekilde elle tutulamayan sanal para kavramına geçiş yapılmaktadır. Bitcoin, kripto para gibi farklı unsurlar haline gelen para borsaların, ülkelerin temelde geleceklerinin ve şimdilerinin belirleyicisinden sanal bir yapıya geçiş yapmıştır. Bu durumda varlığı ve yokluğu belirleyen, değerleri, sermayeyi biçimlendiren paranın sanallığı ile ekonomi ne gibi değişimler ve uyumlar geliştirmek zorunda kalacağı sorgulanmaktadır. Bugün bir geçiş sürecinden bahsederken gelecekte ise artı gerçek paradan ya da ekonomiden bahset mümkün olmayacaktır. Bu bağlamda fütürist bir bakış açısıyla insanların hayatlarını, toplumların geleceklerini biçimlendiren ekonominin de geleneksel anlayıştan uzaklaşarak, geleceğe uygun profilleri çıkarması gerekmektedir.

Bütün bu değişimlerin ışığında temelde ülkemizin nerede olduğu ve nerede olacağının belirlenmesi gerekmektedir. Gelecekte bir lider olması hedeflenen ülkemizin takipçilikten liderliğe geçiş serüveninde her zamandan daha çok araştırmaya ve çalışmaya ihtiyacı olmuştur. Gelecek bilgisinin yaratımı ancak geçmiş ve şimdiki bilgilerin ortaya konmasıyla mümkün olmaktadır. Bu bağlamda bilginin kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla birlikte kültür oluşumu ve dinamikleri yaşamsal ve toplumsal anlamda etkili olmuştur. Toplanan bu sistemli verilerin birikimini tarih olarak belirtilir ve tarihi bilgi ise gelecek için en önemli gösterge olmuştur. Bilgi arttıkça ve nitelikli olarak paylaşıldıkça bireyin yaşam standartları da kendini güncellemiştir. Bu noktada bilgi ve gelecek arasında önemli bir bağ bulunmaktadır. Bu bağlamda gelecekte ortaya çıkacak yenilikler “Geleceği İnşa Etmek” başlıklı etkinlikte İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesinde kitlelere aktarılacak ve tartışılacaktır. Burada paylaşılan sunum ve bilgiler geleceğe ışık tutması noktasında bildiri kitapçığı olarak hazırlanacaktır.

Bir cevap yazın